Şeker Hastalığı Şeker Hastalığı Ürünleri Detoks , Detox , Detoks Diyetleri Pilates , Plates

Şeker Hastalığı , Şeker , Diyabet , İnsülin , Şeker Yüklemesi , Şeker Yükselmesi , Şeker Kontrolü , Tip 1 Diyabet , Tip 2 Diyabet

  Ana Sayfa
  Diyabet Nedir
  Diyabet Hakkında
  Diyabet Tipleri
  Tip 1 Diyabet
  Tip 2 Diyabet
  Diyabetin Nedenleri
  Diyabetin Belirtileri
  Diyabet Kontrol ve Takibi
  Diyabetin Tedavisi
  Hemoglobin A1c Testi
  Diyabet Önleme Programı
  Diyabette Beslenme
  Diyabette Diyet
  Hipoglisemi
  Hiperglisemi
  Evde Şeker Takibi
  Diyabetli Ünlüler
  Diyabet Sözlüğü
  Gebelikte Diyabet
  Çocukluk çağında Diyabet
  Diyabet ve Şişmanlık
  Diyabet ve Alkol
  Diyabet ve Hipertansiyon
  Diyabette Ağız Bakımı
  Diyabette Ayak Bakımı
  Diyabette Cilt Bakımı
  Diyabetli Hakları
  Diyabet Psikolojisi
  Montignac Yöntemi
  Gizli Şeker
  Gestasyonel Diyabet
  Pre-Diyabet
  İnsülin Kullanımı
  Diyabet Merkezleri
  Diyabet ve Cinsellik
  Diyabet Soru - Cevap
  Kan Şekeri Düşerse
  Kan Şekeri Yükselirse
  Şeker Düşürücü Haplar
  Dikkat Edilmesi Gerekenler
  Diyabetli Aletleri
  Şeker Hastalığı Ürünleri
Diyabet Aletleri
 
 
 

Diyabet ve Hipertansiyon

Acura AC2018 Şeker Ölçüm Cihazı

Diabetes Mellitus’ un en önemli makrovasküler komplikasyonu (büyük damar hasarı) koroner kalp hastalığıdır. Diyabetik bireylerde koroner kalp hastalığı oranı, diyabetik olmayan bireylere kıyasla oldukça yüksektir (% 2-5’ e karşılık % 40-50’ lere varan değerler).

Kalp damar hastalıkları özellikle kadınlarda olmak üzere her iki cinste de önde gelen ölüm nedeni olup; kadınlarda 2, erkeklerde 4 kat daha sık görülmektedir. Diyabetik olguların en önemli hastalık ve ölüm nedeni yine kalp damar hastalıklarıdır. Diğer bir ifade ile, söz konusu hastaların büyük çoğunluğu kalp damar hastalıkları nedeni ile hastaneye yatmakta ve yine büyük çoğunluğu aynı nedenle hayatını kaybetmektedir. Son yıllarda yayınlanan kardiyoloji kılavuzlarında Diabetes Mellitus koroner kalp hastalığı eşdeğeri kabul edilmektedir.

Diyabetik bireylerde mevcut çeşitli koroner kalp hastalığı risk faktörlerinden dislipidemi (kan yağlarının nitelik ve / veya niceliksel bozukluğu) ve hipertansiyon geri dönüşümlü risk faktörleridir. Diyabet hastalarında hipertansiyon varlığı koroner kalp hastalığı riskini 3, dislipidemi varlığı ise 4 kat arttırır.

Epidemiyolojik çalışmalar diyabetik olgularda hipertansiyon sıklığının diabetik olmayanlara göre yaklaşık 2 kat yüksek olduğunu göstermektedir. Tip II Diabetes Mellitus (insüline bağımlı olmayan diabet) hastalarının % 60-70’i hipertansiftir. Tip 1 Diabetes Mellitus (insüline bağımlı diabet) olgularında hipertansiyon sıklığı tip II diyabetiklerden farklı olup, bu bireylerde hipertansiyon böbrek hastalığının ortaya çıkışı ve ilerlemesi ile paralellik gösterir. 20-30 yıllık diabet öyküleri olan tip 1 diyabetiklerde bu oran yaklaşık % 50’dir.

Diyabet genellikle hipertansiyon ve obezite ile birliktelik göstermektedir. Diyabet ve hipertansiyon birlikteliğinde hedef organ hasarı belirgin olarak artar. Tip II diyabet veya glukoz intoleransı (gizli şeker), hipertansiyon, dislipidemi, insülin direnci, insülin yüksekliği ve santral obezite (elma tipi şişmanlık) ile karakterize bir durum tarif edilmiştir. En yaygın kullanılan adı ile Metabolik Sendrom X denen bu sendromun parametreleri koroner kalp hastalığı için risk faktörüdür.

Diyabet olgularında görülen hipertansiyon kalp damar hastalığı riskini 3 kat arttırır. Bu ölümcül ikili; ani kalp kaynaklı ölüm, koroner kalp hastalığı, kalp yetmezliği, serebrovasküler hastalık (inme vs.) ve yaygın damar hastalığı ile sonuçlanabilir. Diğer yandan diabetik nefropati ( diabet kaynaklı böbrek hasarı) ve diyabetik retinopati (diabet kaynaklı gözdibi hasarı) ile sonuçlanan mikrovasküler komplikasyonlar (küçük damar hasarı) da ayrıca hastalık hali ve ölüm oranlarının artmasına katkıda bulunur.

Başta İngiltere’de yürütülmüş olan UKPDS çalışması olmak üzere yapılan pek çok çalışma bize, diyabet hastalarında kan şekerini düşürmenin kalp damar hastalıklarını önlemede tek başına yeterli olmayacağını, hipertansiyon ve dislipidemi başta olmak üzere diğer risk faktörlerinin de düzeltilmesi gerektiğini göstermiştir.

Hedeflenen kan basıncı düzeyi diyabetik olgularda 130 / 80 mmHg’nin altıdır. Burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta , antihipertansif tedavinin amacının sadece kan basıncını düşürmek değil toplam kalp damar hastalığı riskini azaltmak olduğudur. Kan basıncının normal hedeflere ulaşması kalp damar hastalıkları riskini belirgin olarak azaltır. Buna ek olarak özellikle ACE I ve A2RB blokerleri (renin - angiotensin sitemini bloke eden ilaçlar) kan basıncını düşürücü etkilerine ilaveten, bu etkilerinden bağımsız olarak kalp damar hastalıkları riskini de azaltmaktadır. Yine söz konusu gruba dahil ilaçlar renoprotektif (böbrek koruyucu) etki bakımından diğer gruplara kıyasla daha üstündürler.

Özetle; diyabet hastalarında temel yaklaşım kan basıncını hedef düzeylere getirmektir. Hedef kan basıncı değerlerine ulaşmak için ise hastaların büyük kısmında birden fazla ilaç kullanımına (ilaç kombinasyonuna) ihtiyaç duyulmaktadır. Bu gün için güncel yaklaşım; ilaç seçiminde renin-angiotensin sitemini bloke eden ilaçları öncelikli olarak tercih etmektir. Tedaviye bu grup ilaçlardan biri ile başlayıp kombinasyona ihtiyaç duyulduğunda diğer bir anti hipertansif eklenmesi uygun görülmektedir.

Uzm. Dr. Güler Türkeş Ateş

Tatil Turizmi -  SSK No Sorgulama -  Yaz Turizmi -  Detoks -  Deri